Otizm; Kanner tarafından 1943 senesinde tıp literatürüne kazandırılmıştır. Kısıtlanmış, yinelenen davranış örüntüleri, toplumsallaşmada, sözlü ve sözlü olmayan iletişimde zorluk gibi çekirdek belirtileri olan bir bozukluktur (Bodur ve Soysal, 2004). Otistik bozukluk, yaygın gelişimsel bozukluklar içinde en iyi tanınan ve en çok araştırma yapılan bozukluktur. Bu bozuklukta sosyal ilişki ve iletişim alanlarında belirgin güçlükler, yineleyici-sınırlı-olağan dışı davranış ve ilgiler vardır ve belirtilerin üç yaşından önce başlaması gerekmektedir (Amerikan Psikiyatri Birliği 1994).
Otizm bir spektrum bozukluktur. Peki bu ne anlama gelir? Yani çok geniş bir skalaya sahip belirti kümesine otizm diyoruz. Bu durum bir atipik otizmli çocuğu olan ebeveynlerde çocuğunun durumunu anlamayı zorlaştırmaktadır. Atipik otizmde çocuk, bir çok otistik belirtiden uzak, yüksek zeka seviyesine sahip olabilir. Tüm bunlara rağmen çocuğu otizm tanısı almış olan ebeveyn durumu anlamakta zorlanır. Rehabilitasyonda çalıştığım süreçte atipik otizmli çocuğu olan ebeveyn bana bu durumdan; “başka otizmli çocuklar görüyorum, yürüyemiyorlar ve konuşamıyorlar bile ama benim çocuğum tüm bunları yapabildiği gibi üstün zeka belirtisi de gösteriyor. Bana çocuğumun rahatsızlığını sordukları zaman nasıl otistik diyeyim? Ben bile çoğu zaman idrak edemiyorum otizmli olduğunu” diyerek yakınmıştı.
Otizm için tanı kriterlerindeki belirtiler çok fazla olduğu için görülme sıklığı da son yıllarda inanılmaz artmıştır. 2018 yılında yapılan araştırmaya göre her 59 çocuktan birine otizm tanısı konulmaktadır. Verilerin artış hızı dikkate alındığında 2030 yılında her 4 çocuktan birine, 2050 yılında ise her 2 çocuktan birine otizm tanısı konulması öngörülmektedir.

Otizm, en sık rastlanan yaygın gelişimsel bozukluk olduğu için hakkında en çok araştırma yapılan rahatsızlıklardan biri haline gelmiştir. Bu araştırmalardan biri Otizmli Çocuğa Sahip Ebeveynlerin Sosyal Destek Algılarına İlişkin Görüşleri olmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, otizmli çocuğa sahip olmanın, ebeveynlerin günlük etkinlikler ve sosyal yaşamları üzerinde etkileri olduğu, aile içi ve sosyal ilişkilerinin değiştiği, otizmli çocuklarına ve kendi geleceklerine ilişkin birçok kaygılarının olduğu ve eğitim ve maddi gereksinimler bakımından yeterli desteği alamadıkları gözlenmiştir (Özkubat ve ark., 2014).
Birçok noktada otizmli bireyler; iyi bir eğitim ve bilinçli bir çevreyle, topluma kazandırılması halinde işlevselliklerini kazanarak bağımsız yaşayabilecek kapasitededirler. Ancak bunun ve diğer bir çok noktada refaha erişebilmemiz için toplumun doğru bir şekilde eğitilmesi gerekmektedir.
BONUS: