Freud Gözünden Obsesif Kompulsif Bozukluk

Bireylerin enerjisinin sınırı vardır. Kişiliğimizi oluşturduğuna inandığımız sistemlerin hepsi daha fazlasını elde etmek için mücadele etmektedir. Bu mücadelenin sonucunda enerjinin paylaşılmasından kaynaklı ortaya belli çekimler çıkmaktadır. Bu çekilmeler psikolojik bozukluklara sebebiyet vermektedir. Birçok psikolojik rahatsızlığın oluşmasındaki sebebi yaşamın ilk yıllarına bağlayan Freud, obsesif kompulsif nevrozu için de bu düşüncesinden şaşmayarak yaşamın ilk döneminde ortaya çıkan çatışmaların bozukluğa sebebiyet verdiğini düşünmüştür. Bakıma ve aynı zamanda anne ile baba sevgisine muhtaç olan bebek, kendini ebeveynlerine uymak zorunda hisseder. Tüm bunlar olurken bir yandan da biyolojik ihtiyaçlar sonucu çişini ve kakasını yapmak zorunda olan bebek seçim yapma ve karar verme olgularıyla tanışır. Hayatında bir yenilik sağlayan bu durum çocukta çatışma oluşmasına sebebiyet verir. Ailesi tarafından çişini ve kakasını yaptığında cezaya tabii bırakılan bebek, çişini ve kakasını tuttuğunda yine ebeveynleri tarafından ödüllendirilmektedir. Yaşamının ilk yıllarında böylesi çatışmalara maruz kalan bireylerde bu çatışmalar çözüme kavuşmadığı için bireylerin gelişimlerinde bozukluk ortaya çıkmasına ve bireylerde belli başlı nevrozların oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Obsesif kompulsif davranışları Freud şu şekilde tanımlamıştır: “Hastanın zihni gerçekte kendisini hiç ilgilendirmeyen düşüncelerle doludur ve kendisine yabancı gelen dürtüler hissetmektedir; arada bir karşı duramadığı eylemlere geçmek zorunda kalır. Zihnine takılan bu düşünceler -obsesyonlar- hasta için hiçbir anlam taşımadığı gibi çoğu kez kendisine de saçma gelir. Bu düşünceler aslında hiçbir zaman eyleme dönüşmezse de, hastanın, bu düşünceleri anımsatan durumlardan sürekli kaçmasına neden olurlar. Hastanın kendi istemi dışında yaptığı davranışlar, günlük yaşamın olağan etkinlikleri olan yıkanma gibi eylemlerin abartılmış ve törensel biçimlerinden öteye gitmez; ne var ki, obsesif eylem veya kompulsiyon denilen bu zararsız davranışlar kişinin istemi dışında yapılırlar” (Geçtan 1989). Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi Freud ‘un obsesif kompulsif bozukluk üzerine yaptığı tanımlar, bugünki bilgilerimizle örtüşür nitelikte ve açıklayıcı bir biçimdedir.

             Anksiyöz nevrozların hakim olduğu bu psikolojik rahatsızlıkta birey, kendi  iradesiyle zihninden uzaklaştıramadığı, sürekli tekrar eden ve artık kendisine rahatsızlık veren birtakım düşüncelerini en aza indirgemek için bazı davranışlarda bulunur. Örneğin kirlenme obsesyonu olan bir birey mikrop kapmaktan korktuğu için ve sürekli bedeninin kirli olduğunu düşündüğü için birtakım yıkama davranışlarında bulunur. Bu davranışlar öyle bir hal almıştır ki artık bireyin derisinde kanamalar, aşınmalar ve yara oluşumu gibi durumlar ortaya çıkarmıştır.

  Obsesyonlar saplantı ve takıntı gibi anlamlara karşılık gelen, kişinin kendi iradesiyle zihninden uzaklaştıramadığı, sürekli tekrar eden ve bireyde anksiyete oluşumuna yol açan, tüm bunların sonucunda ise bireyi rahatsız eden ve işlevselliği bozan düşünceler bütünüdür. Kişide stres ve gerginlik oluşumuna da sebebiyet verir. Çoğunlukla gözlenen obsesyon belirtileri şunlardır: Kirlenme korkusu, başkasına veya kendine zarar verme düşüncesi, sayma veya sıralama, dini veya cinsel içerikli düşünceler ve biriktirmedir.

Obsesyonlar genellikle bireyin düşünce, inanç ve değerleriyle çelişir niteliktedir. Örneğin  arkadaşını çok seven bireyin arkadaşına zarar vermekten korkması, dini inancı yüksek olan bir bireyin tanrıya karşı gelme isteğinini oluşması, yaptığı ibadetlerin eksik kaldığı düşüncesi veya abdest aldığında bir şeyleri eksik yaptığı düşüncesi gibi şekillerde kendini gösterir. Kelime olarak zorlantı gibi anlamlara gelen kompulsiyon ise bireye rahatsızlık, huzursuzluk veren kaygı oluşumuna da neden olan ve bireyin zihninden uzaklaştıramadığı bu düşünceleri bilinçdışına indirgemek için gerçekleştirdiği davranışlar bütündür. Birey, olası bir felaketi önlemek ya da korkulardan kaçınmak için kendini bu davranışları yapmak zorunda hisseder. Bu davranışlar, bireyin obsesyonları etkisiz hale getirmek istemesinin bir sonucu olarak oluşmuştur. Elinin kirli olduğunu düşünen birey, bu düşüncesinden kurtulmak için ellerini defalarca yıkama eyleminde bulunması veya ibadetinin eksik kaldığını düşünen bireyin bu düşüncesinden kurtulmak için ibadetini tekrar tekrar yapmaya çalışması durumu kompulsiyonlara örnek olarak gösterilebilir. Bu rahatsızlığı yaşayan bireylerin çoğunda, obsesyon ve kompulsiyon birlikte bulunur. Obsesif kompulsif bozukluğun daha önceleri tanımlaması yapılmış olsa da bugünkü tanımlamalarla en örtüşen şekilde tanımlaması, Freud tarafından açıklanmıştır.

KAYNAKÇA

Geçtan, E. (2006). Psikodinamik psikiyatri ve normaldışı davranışlar. Metis Yayınları.

Topçuoğlu, V. (2003). Obsesif kompulsif bozuklukta psikanalitik görüşler. Klinik Psikiyatri, 6,

46-50.