İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır. Bir toplumda yaşar ve bulunduğu toplumun üyesidir. İnsanların ihtiyaçları ve duyguları, onları toplumla iç içe yaşamaya yöneltir.
Toplumun geneline bakıldığında farklı özellikte, yetenekte ve gelir düzeyinde insanlarla karşılaşmak mümkündür. Bununla birlikte temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çeken birçok birey toplumda yer edinmiştir. Yoksulluk, hastalık, yaşlılık bu durumların yaşanmasında en önemli etmenler arasındadır. Bu noktada, insanların birbirine yardım etmesi kaçınılmaz hale gelmektedir.
Yardımlaşma, insanların ekonomik düzeylerini yakınlaştırmakla beraber bireyler arasında sevgi, saygı, empati gibi duyguların da pekiştirilmesine olanak sağlamaktadır. Ayrıca karşılıklı ihtiyaçların giderilmesi toplum bilincini güçlendirmektedir. Türk toplumunun benimsediği “Yardımın küçüğü büyüğü olmaz.” ilkesine de bakılarak, ihtiyaç karşılaması bağlamında veya duygusal olarak destek amaçlı maddi ve manevi her davranışı “yardım” adı altında toplamamız mümkündür.
İnsanların neden yardım ettiğine dair çeşitli teoriler bulunmakla beraber, bu konuyu en çok ele alan üç temel teori üzerinde durulmaktadır. Bunlar: Evrimsel Yaklaşım, Maliyet-Ödül Değerlendirmesi ve Sosyal Kimlik Kuramıdır.
Evrimsel yaklaşıma göre başkalarına yararlı olan karmaşık sosyal davranışlar, tür için yaşamsal değere sahiptir. Bununla birlikte Burnstein, Candall ve Kitiyama insanların uzak akrabalarına oranla yakın akrabalarına daha fazla yardımda bulunduğunu gözlemlemiştir. Ayrıca hasta insanlara sağlıklı insanlardan daha fazla yardım etmekle birlikte, söz konusu ölüm-kalım meselesi olduğunda sağlıklı bireylere yardım etmeyi tercih etmektedirler. Diğer bir taraftan insanların yabancılara da yardım etmesi evrimsel bakış açısıyla çelişmektedir. Bandura’nın öne sürdüğü sosyal öğrenme teorisinde sosyal davranışların doğuştan değil, rol modeller aracılığıyla edinildiğine bağlı olarak Rosenkotter 5-9 yaş arası bireylerin olumlu sosyal davranışları içeren programı izleme saatleriyle olumlu sosyal davranış gösterme eylemi arasında doğrusal orantı bulmuştur. Yani yardım davranışından sonra modele verilen tepki, bu davranışı edinip edinmeyeceği konusunda önemli bir yere sahiptir.
Diğer bir teori olan Maliyet-Ödül değerlendirmesi bağlamında Piliavin ve arkadaşlarının yaptığı bir deney bu teoriye adını vermektedir. Deneyde metro istasyonunda yardıma muhtaç beyaz, zenci, sarhoş ve ayık insanlar canlandırılmaktadır. Buna bağlı olarak kişinin beyaz, sarhoş veya ayık olması durumunda olayı seyredenlerden en az bir kişinin yardım ettiği gözlemlenmiştir. Yardım isteyen kişinin zenci ve sarhoş olması durumunda denemelerin %73’ünde olayı izleyenlerden en az bir kişinin yardım ettiği saptanmıştır. Buradan Piliavin ve arkadaşları olayı seyredenlerin yardım etme olasılığı üzerinde bir etkisi olmadığı sonucuna varmıştır. Geliştirdikleri bu modele göre de, acil bir durumu izlemek bireyde uyarılma durumu yaratmaktadır ve bu durum arttıkça bireyde huzursuzluk meydana gelmektedir.
Sosyal Kimlik Kuramında ise, insanların davranışları bulunduğu gruba ve sahip olduğu sosyal kimliğe göre şekillenmektedir. Gaertner ve Dovidio’nun geliştirdiği ortak iç grup modeline göre birey diğer insanlarla ortak bir grupta yer alıyorsa, diğer insanlara karşı olumlu sosyal davranışta bulunacaktır. Ayrıca Levine ve arkadaşları yaptıkları bir çalışmayla seyirci kalma etkisinin bireyin yanındakilerin kim olduğu ve yardımın türü vb. gibi değişkenlerden etkilendiğini gözlemlemiştir. Kısaca sosyal kimliğe bağlı olarak yardım etme davranışı, duygular ve yardım etme arasındaki ilişki göz önünde bulundurularak ele alınmaktadır.